Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Koca Aptal

Resim
İnsan bir döngü içinde yaşar. Gece-gündüze, kış-bahara, çocuk büyüğe, doğum-ölüme dönüşür. Yaprak toprağa karışır, tekrar yemyeşil açabilmek için. Bu döngüde geçer yaşamı insanın; ölümü unutup, zamanın farkına varmaması için.    Zaman avucumuzdan hızla akan kum taneleri gibidir. Ve çoğumuzun avucunu kapatıp, zamanı durduracak mecali yok. Geçip giden çocukluğumuzu kaybediyoruz. En güzel zamanlarımız geçmişin tozlu raflarına saklanıyor. En masum yanımızı kaybederken avcumuzu kapatmayı akıl edemiyoruz.    Akıl edemediğimiz başka şeylerde oluyor elbette. Mesela kötü insanların okuduğumuz hikayelerde, izlediğimiz televizyon programlarında var olduklarını sanıyoruz. Ama büyümek bize hiç uzakta olmadıklarını gösteriyor. Çocuk aklımızla bir şeylerin geçeceğine inanırken bazı şeylerin hiç geçmediğine şahit oluyoruz. Döngü bize öğretiyor; yaralanarak büyürsün, yaralarını saramadan ölürsün.    Aslında büyümek hepimizde aynı olmuyor. Bazılarımızın sancılı oluyor yaşamı, zaten hepimizin değil b…

Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...

Resim
Tarih:1 Eylül 2017 Cuma      Saat:Umudu Hüzün Geçiyor


 Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.
  Aslına bakarsak mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.
  Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.
 Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.
 İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin …

KAYIP İLANIDIR…

Resim
Kaç gündür diyete girmiş kalemim. Yazı diyetine. Bana kızdığından galiba. Bu ara böyle bana kızan çok. Kaç zaman oldu, çok bekledim kapısında. Ama o inatla yazmaya yeltenmedi. Dedim “Bak çok zayıflarsan daha yazamayız.”  hiç umursamadı beni. Hızlıca yüzüme çarptı defterlerin kapağını.   Bugün, bugün farklı bir şey oldu. Öleceğimi zannetti herhalde. Usulca elime vurdu. Ağlamak istedim ama ağlayamayacak kadar yorgun, gözyaşımı akıtamayacak kadar hissizdim.   Zor oldu kalemimi elime almam. Zor oldu kâğıdın başına oturmam. Çok zor oldu kayıp kelimelerimi bulmam. Zaten sınırlı sayıda olan dünya kelimeleri ile pek aram yok.   Velhasıl kelam geçenlerde yaşadığım kayıp olayını yazmaya niyetlendim. Tabi bu kayıp kelimelerle ne kadar yazılırsa o kadar yazmak istiyorum.   Ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum. Aciz bir hafızam var. Çoğu zamanda pek hatırlamaz zaten. Neyse ne zaman olduğunun bir önemi yok.   İşte bir gün yürüyorum. Kayıp ilanı vermek için sokağın sonundaki karakola doğru yürüyorum. İ…

Yaşam İhtimali

Resim
Hep bir ihtimale bağlanmıştı aslında yapacaklarımız. Doğumumuzda ihtimaldi. Belki hiç gözlerimizi açamadan ölecektik. İlk nefesimizi dahi alamayacaktık. Kalbimizin ilk atışı duyulmadan ölecektik. Ama ihtimal yaşamamızdan yanaydı...   Yazarken bu satırları okumanız kadar, okumama ihtimalinizi de göze alıyorum mesela. Okuduğunuzu beğenmeme ihtimaliniz de var, yorum yapıp yapmama ihtimaliniz de.      Ama hepsinde en canlı olan tek bir yan var ki "Yaşam İhtimali". Yazıyorum ve umut ediyorum aslında yarını. Uyuyorum, hayal kuruyorum, yapacaklarımı düşünüyorum, hatalarımı telafi ediyorum, yeni hatalar yapıyorum. Hepsi "Yaşam İhtimali"nden...    Düşünün bir arkadaşınızdan ayrılacakken kolunuzu kaldırıp el sallıyorsunuz. Durdurun o anı aslında tekrar görüşme ihtimali adına vedalaşıyorsunuz. Birbirinizi tekrar görmeme ihtimalini düşünmüyorsunuz.  "Yaşam İhtimali"ne çok güveniyoruz çünkü...     Okuyoruz, okullar okuyoruz. Daha iyi bir yaşam için. Daha iyi giymek…

En Güzel Yazı(m)

Resim
Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum.    Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı.  Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak.   Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak.    Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten? En zor olanı yaşam sanatı değil mi?    Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içt…

Tarih Nefes Alır Hissedin...

Resim
Bir Sela Okunur, Bir Millet Uyanır, Tarih Tekrar Yazılır... Destanın Adı "15 Temmuz"   Sırlı geceler vardır, kendini duyurmak isteyen. O gecelerin güneşi başkadır, insanı başka. Sırlı geceler açmak ister sırrını, dolmak ister kulaklara, yazılmak ister tarihe. O geceler kan olup aksa da, gözyaşıyla yıkansa da, "Dur" der tarihe "Ben geldim." der. "Yaz beni destanlar arasına, kat beni şehitlerin şanına." Ve ekler "Duy Beni..."   Öyle bir geceye uyandık ki biz, tahayyül etmesi zor. Korku değildi bizimki; tarihi yeniden yazmanın kahramanlığı ve heyecanıydı sadece. Vurup tarihin kapısına "Yaz bu zaferi de sayfalarına" demekti. "Öyle bir milletiz ki damarlarında akan kan deli, ruhu özgür, inancı sağlam." duyur bunu dünyaya, hatırlat cihana demekti.   Gece utandı karanlığından, insan utanmadı karanlık kuyusundan. Gökyüzü bu kadar kötü insana kubbe olmak istemedi de, nasıl kötüler gökyüzünü mesken tuttu.   Toprak bağrında acıyl…

Bazı Aşkların Külleri De Isıtır...

Resim

  İnsanı yenebilen yegane duygudur, aşk. Belki de aşkı yenen insanı yenemeyebilirdik. Belki de bu yüzden herkes aşka yenilirdi.   Ve aşk sadece insana karşı duyulmaz. Bazısı  paraya aşık olur. Bazısı arabaya, kıyafete, üne...Bazısı ailesine, bir kadının gözlerine, bir adamın merhametine...   Paraya aşık olmak bizi aşağılık yapar mı? Aslında maddeye duyulan maddi aşk kölelik yapar hepsi bu. Özgürlüğünüzden çalar. Siz olamazsınız fazla. Madde araçtır, amaç olursa aslıyla çakışır.   Yani varacağınız durak manevi olmalı, yolculuktaki araç maddi olsun en fazla. Yoksa kaçıracağınız manzaralar çok olur.   Yanmadan yaşayamazsınız hep yavan kalırsınız bu hayatta. Kül olamazsınız mesela. Isınamazsınız, yanmadan yazamazsınız, yaşayamazsınız bu hayatı.   Ben yazıya aşık oldum. Yaşadığım şehre aşığım. Mavisi kadar umut eder burada insanlar, dik yokuşlar kadar inatçılar, hırçınlar. Karadeniz gibi ne zaman dalgalanacakları belli olmaz. Ama insanlıkta ve sevda da kül olana kadardır yolculukları. Y…

Ben De Giderim

Resim
Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

Gökyüzü'nün Çocukları

Resim

  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Resim
Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

#Mim Hayaller hayaller!

Resim
Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Gün Gelir Kelimeler Olur Celladın

Resim
Bazen kalemim defterin başında kimsesiz gibi. Bende yabancı kalıyorum ona. Çünkü ne yazacağımı bilmiyorum. Sanki kelimelerim kayıp, sanki yabancıyım kağıda, kaleme. Gülüşlerim kırık gibi bu günlerde. Sevinçlerim kursakta kalmış yarım. Kar mı dondurdu acaba hislerimi, yoksa yüreğim mi yaşıyor kışı.   Kim anlıyor tam olarak diğerini? Ya beni anlayan oldu mu? Kalbimi tam manasıyla gören. Kalbimin acıdığını hissediyorum. Yaralanmış olmalı, sahi kaçıncı yara bu? Saydım mı? Saymam, sanırım sayıların sonsuzluğunca kırıklarım. Yaşım erken daha, sonsuz kırıklar devam edecek yani. Yook kendimi kandırmak gibi bir durumum yok, olmayacakta. Gerçekçi olmalıyız. Hayat, daha doğrusu insanlar canımızı acıtacak kadar gerçek.   İnanın söz çok yaralayıcıdır. Bir insanın ağzında öldürücü bir silaha dönüşebilir. Ve o insan silahını hiç düşünmeden kullanır. Öldürmez yaralı bırakır. Ama bilmez ki zamanı gelince kendi kelimeleri onun celladı olacak. Azap edecek her gün. Ben hiç bir şey yapmayacağım. Yani y…

1 Adet "Mim Davetiyeniz" Bulunmaktadır!

Resim
 Sevgili Mcdrgnn mimlemiş. Hani posta kutusunda bir haber bulursun ya öyle mutlu oluyor insan mimlendiğini görünce:)) Çünkü sana sorulanlar var, cevaplayıp postaya veriyorum, hemen :))) Bu arada Mcdrgnn blogda tanıdığım güzel kalpli bir blogger arkadaşımız. İyi ki tanımışım, güzel öğretmenimizin öğrencileri çok şanslı. Sevgiler canım, sana ve öğrencilerine...:)) Geçelim cevaplara,
1) Sihirli bir deneğin olsa hayatın da hangi anı değiştirmek isterdin?

  Değiştirmek istediğim bir an yok. Hayatımızda olanların hep olması gerektiği şekliyle olduğuna inanırım. Demek ki en doğrusu en hayırlısı buydu ki böyle oldu. Belki beni kaderci olarak nitelendirebilirler ama benim inancım bu şekilde. Dua etmeyi bil, duan varsa Duyan'da vardır unutma...

2) Küçükken büyünce ne olmak isterdin, neden? Şu an mesleğin ne?

  Küçükken ilkokula gittiğimiz zamanlarda yani öğretmen olmak isteğimi söylerdim. Tabi sınıfta ki herkeste. Sonra ki zamanlarda öğretmen olmak istemediğimi anladım ve ne olmak istediğimi so…

"Satır Arası" Mim 3

Resim
Sevgili Ece Evren  Ablamız beni mimlemişti. Ama bazı yoğunluklardan dolayı yapamadım mimi. Kusuruma bakmaz inşallah. Ve ona buradan teşekkür ediyorum. Çünkü mimleri cevaplamayı da okumayı da çok seviyorum. Geçelim cevaplara...

1) Bugüne kadar bloğuna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan yada çok mutlu eden yorumu paylaşır mısın?

  Aslında bütün yorumlara çok önem veriyorum. Çoğu da beni mutlu ediyor. Ama bir yorum paylaşayım yine de hatırımda kalan ve benim de yazma amacımı çok güzel anlatan. Sevgili Deryada Damla 'nın yorumunu aynen paylaşıyorum;

"Dilerim ki nsanlarin hep yasayacak hayalleri olsun. Senin gibi duyarli genclerin varligi icimizdeki umudu yesertiyor. Emegine saglik."

2) Okuduğunda seni günlerce etkisi altına alan kitap var mı? Varsa hangisidir?

Aslında daha o kitabı bulduğumu düşünmüyorum. Ben bir kitabı bitirdikten ya da bir filmi izledikten sonra tekrar tekrar başa alır oynatırım. Düşünürüm bir süre çevredekilere de düşüncelerimi aktar…

Bu, Bir Kitaba Hayran Olup Kelimenin Yazıyla Olan Vuslatıdır

Resim
Bir kitap düşünün konuşan. Düşünün bir kitap ruhu olan. Nice insanlar eskitip, eskimeyen bir hikayesi olan. Nefes alan bizler gibi. Ama dünyaya bağlanmamış bizler gibi. Düşünün bir kitap ki tek isteği hatırlanmak olan. Vefaya insandan çok önem verip, daha mühim gören.   İskender PALA öyle bir kitap yazmış ki; ben anladım ki daha yazının kapısını çalmış değilim. Ben henüz yazının yoluna girmiş değilim. Ben yazının yolunu ararken labirentlerinde kaybolmuş bir acemiyim. "Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" ölmek öyle bir ölmek ki hiç bu kadar yaşam dolu olmamıştı. Aşk öyle bir aşk ki hiç bu kadar anlama dolmamıştı. Okumak nasip olsun her birimize. Bir yazarın kalemini ustaca konuşturmasına şahit olmanızı isterim. Yazıyla büyülenmek, kelimeyle büyülemek bu olsa gerek.   Nasıl kelimeler bu denli kusursuza yakın bir araya gelir. Nasıl bir yazar mükemmeli bu denli zorlar. Nasıl bir derstir ki tüm zamanlara tesir edici nitelikte olur.   Tarih nasıl böyle hızlıca geçer bir k…

Bir Gün

Resim
Sarhoş olsaydım bir gün, Muhakkak seni sevdiğimi söylerdim. Gözlerine bakmaya doyamadığımı,
Gözlerimin sadece seni görmeyi dilediğini söylerdim.
Sarhoş olsaydım bir gün, Dağıtırdım her yeri, Fazlaca düzgün kalmışım hayatta. İçince daha cesur severdim ben seni. Sarhoş olsaydım bir gün, Şişenin dibini görür, Evinin önünde sabahlardım, Yanında olamadığım günler hatırına. Eğer bir gün sarhoş olursam, Seni sevdiğimi söylerim, En cesur halimle. Ama en korkak halimle şiirimi yaşıyorum, Ve sadece yazıyorum "Seni seviyorum..."                                                   "Aşkı Zikreden Yazar" (Sevmek zor bu hayatta, hakkıyla sevebilmek. İnsanın karşılıksız sevebilmesi. Artık kimse kimseyi çıkarı olmadan sevemez oldu. Ve kimsenin sevgisine inanmaz olduk. Sevgimizi hakketmeyenlere verdik. Ne yazık ki hakkıyla sevilmedik belki de. Üzüldüğümüz kadar üzmedik, sevdiğimiz kadar sevilsek yeterdi... Kalbinde ki sevgiyi hakkıyla taşıyanlara selam olsun... Bu arada sevdiğimizi s…

Uçurumlardan İntihar Eden Hep Benim Hayallerim Olsun

Resim
Yazı olunca konu en çok insana yazılıyor. Yazı en çok insanda şekilleniyor. Okuyan, yazan insan; anlamayanda insanlar oluyor. İnsan anlamak istediğinde duruyor. Ötesine yol almıyor. Kendine hizmet eden anlamlar arıyor.   İnsanların kelimelerinin dediğiyle kalbinin dediği birbirini tutmuyor. Kelimeler süslü oluyor, niyet başka ama. Kalp zehir dolu, söz başka ama. Herkes kendi depreminde, diğerinin çığlığı değil umurunda. Enkaz altında kalanla kimse ilgilenmiyor. Herkes yeni katlar çıkma peşinde. Vicdan aşağı hırslar yukarı. Vicdan enkaz altında, hırslar çatı katında yaşıyor.   Hayaller yok artık, dünyanın kuralları var. "Sisteme hizmet" top10'da bir numara. Kimse uçurumlardan intihar eden hayallerin haberini yapmıyor. Çünkü haber değeri yok. İnsanlar o haberi okumaz. Ağlamaz ölen hayalleri.   Hani diyorum imkanım olsa da tüm uçurumlardan ölen benim hayallerim olsa. Kimsenin hayali ölmese. Yaralı kalıp can çekişmese. Uçurumlardan intihar eden hep benim hayallerim olsu…