Ana içeriğe atla

Bu, Bir Kitaba Hayran Olup Kelimenin Yazıyla Olan Vuslatıdır

 
 

  Bir kitap düşünün konuşan. Düşünün bir kitap ruhu olan. Nice insanlar eskitip, eskimeyen bir hikayesi olan. Nefes alan bizler gibi. Ama dünyaya bağlanmamış bizler gibi. Düşünün bir kitap ki tek isteği hatırlanmak olan. Vefaya insandan çok önem verip, daha mühim gören.
  İskender PALA öyle bir kitap yazmış ki; ben anladım ki daha yazının kapısını çalmış değilim. Ben henüz yazının yoluna girmiş değilim. Ben yazının yolunu ararken labirentlerinde kaybolmuş bir acemiyim.
  "Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" ölmek öyle bir ölmek ki hiç bu kadar yaşam dolu olmamıştı. Aşk öyle bir aşk ki hiç bu kadar anlama dolmamıştı. Okumak nasip olsun her birimize. Bir yazarın kalemini ustaca konuşturmasına şahit olmanızı isterim. Yazıyla büyülenmek, kelimeyle büyülemek bu olsa gerek.
  Nasıl kelimeler bu denli kusursuza yakın bir araya gelir. Nasıl bir yazar mükemmeli bu denli zorlar. Nasıl bir derstir ki tüm zamanlara tesir edici nitelikte olur.
  Tarih nasıl böyle hızlıca geçer bir kitabın sayfalarından. Nasıl sığar bir kitaba dünyanın düzeni. İnsanların dünyaya yenilişi. Ve insanın kaç asırlardır bilgiyi paraya tercih edişi, sığar bir kitabın satırlarına. Her defasında bu denli yenilir üstelik insan ihtiraslarına. Ders almıyoruz demek ki, okuyoruz ama kalp süzgecinden geçirmiyoruz.
  Gayemiz aşkken şu dünyada, biz dünyaya aşk eyliyoruz...
  Kitabı çok sevdiğim bir Gönüldaş bize vermişti. Fikrimce her kitaplıkta olması gereken bir zenginliktir. Belki de Babil'in İlah Heykelleri'nden bile değerlidir. Ama ben bizdeki kitabı okumadım. Hiç bilmeden kardeşimde okul kütüphanesinden aynı kitabı almış. Ve ne tesadüf ki başka birisi o kitabı kütüphaneye bir etkinlik ile bağışlamış. Kaç el değmiş kitaba...
  İnanır mısınız kitabın arasında gül yaprakları bile vardı. Artık kitabın rengini almaya başlamışlardı bile.

  Kitapta Fuzuli'nin "Leyla ile Mecnun Mesnevisi" nin yolculuğu anlatılıyor. Ve dizelerine gizlenen sırları. İnsanın ihtiraslarıyla mücadelesi. Kaç asır, kaç insanın eline geçiyor mesnevi. Kaç ülke kaç millet görüyor. Kaç insanın hatıralarını saklıyor bağrında.
  Eline geçtiği insanlara "Efendim" diyor mesnevi. Ben de elimdeki kitaba bakıp dedim ki; insanlara yakışmıyor efendilik ancak bir kitaba yakışır efendilik. Kitap öğretir, bıkmadan saklar yazılanları bağrında. Kitap, vefakardır unutmaz. Yani efendilik verilecekse birisine kitaplara verilsin. İnsanlar köleliği ister oldu. Dünyanın gönüllü köleleri...
  Gönüldaşlar bende tıpkı L&M Mesnevisi gibi insanların elinde seyahat eden bir kitaptan okudum, İskender PALA'nın değerli eserini. Böyle olması daha çok içime sindi. Şimdi neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Acaba kitap benden razı mı? Hakkıyla okuyup anlayabildim mi yazılanları? Samimi görüp açtı mı bana içini. Dilerse ben ona "Efendim" derim. Ve dilerim dilinden anlayan insanlarla karşılaşsın.
  Ve yine dilerim ki kitaplar kalbi kütüphane olan insanların elinde hayat bulsun...
  Okumak, öyle bir okumaktı ki bu kitabı zamanın içinden geçmek gibiydi. Sabır gerekti okumaya. Zamanın köprüleri kolay kurulmuyor ne de olsa...
  İskender PALA çok değerli bir yazar. Bu kitabıyla tanımadım onu. Onun gibi bir insanın ülkemizde olması, yazıyor olması ve yazdıklarını okuyor olmak Rabbin lütfudur insanımıza. İnşallah kıymetini bilelim. Ve fark ettim ki 392 sayfalık bir kitabı (Bendeki basımında 392 sayfa yani) yazmak için binlerce bilgi gerekliymiş. Bir cümleye nasıl sığmış onlarca bilgi. Ve değerli yazarımız o kadar sıradan ve mütevazi yapmış ki bunu, geçin kitabı satırdaki cümleye hayran bırakıyor insanı.
  Yazar insanın, okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta mutlaka okunmalı.
  Ben ki kalemin kölesi olmaya dahi erişmemiş biçareyim. Dilerim bir gün İskender PALA okur bu yazdıklarımı. Gerçekten gönlümde yer etti bu kitap ve yazarımız. İnanırım ki bir çoğumuzun da.
  O "Divan Şiirini Sevdiren Adam" ve kelimeye hayran bırakan bir insandır. Kitabın içinde insanı kaybettiriyor. Kaleminiz dert görmesin güzel insan. Yazdıklarınızı hakkıyla anlayabiliriz inşallah. Ve yazdıklarınızın asıl manası olan vefakar olmayı hayatımızın her devresine katarız.
  Yolunuz açık, yazdıklarınız hep var olsun...
 
Ve sizlere en çok etkilendiğim dizeleri yazmak isterim:
"Leyla, eğer ben ben isem, nesin sen;
Yok sen sen isen, ya neyim ben?..."
 
"Aşkı Zikreden Yazar"
 
 
  Okuyan vardır zannımca kalbimde kitabın sıcaklığını, samimiyetini hissediyorum... Sevgiyle kalın, aşkı, gerçek aşkı dünyaya değişmeyin...Okuduysanız sabrınıza sonsuz teşekkürler...
 
 



Yorumlar

  1. Herkesin gönlüne dokunan bir kitap vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle, kalbimize dokunduran kaleme sağlık :)

      Sil
  2. Yazınızı sonuna qədər böyük bir zövqlə oxudum. Bir kitab, bir yazıçı nə qədər gözəl anlatılır belə. Məncə o kitab da çox şanslı sizin kimi kəlimələrin məna aləmindəki dəyərini bilən, görən bir oxucuya rast gəldiyi üçün. Kaş ki, hər kəs kitablara sizin qədər həssaslıqla yanaşsa, onu haqqıyla anlamağa çalışsa. Kitabı mütləq tapıb oxumağa çalışacam. Təşəkkürlər və sevgilər.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım Azerisiniz, kardeşiz yani :)) Yorumunuzu görünce öyle mutlu oldum ki. İnşallah bulup okursunuz. Sevgiler :))

      Sil
  3. Okurken sabretmek şöyle dursun, bitecek diye tasalandım inan... Hani İskender Pala yazmış da, böyle mi güzel yorumlanır. Sen değerinin farkındasın değil mi Büşra'm? Hele şu cümlen 'Acaba kitap benden razı mı? ' bu ne anlamlı bir soru cümlesi. Bence razıdır. Şimdi internette arayacağım kitabı. Aşk dünyaya değişilir mi? Bence de değişilmez.
    Kalemine sağlık. Ayrıca hepimiz ayrı kitaplarla karşılaşıyoruz. Çok sevindim, teşekkürler, hemen okuyacağım inşallah. Sevgiyle kucaklıyorum seni Büşra :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece Ablam yorumunuz beni nasıl mutlu etti bir bilseniz :)) İnanıyorum ki siz daha güzel kalp süzgecinden geçirip okursunuz. Tecrübeleriniz daha güzel anlaşılmasını sağlar. Hatta biraz ileri giderek size yazarın "Od-Yunus Emre" kitabını da öneririm :))) Sevgiler :)))

      Sil
    2. Şimdi gördüm yorumunu Büşra kızım. Aldım ismini. Kitabı aldı, daha doğrusu kızım buldu, geceleri okuyorum. Düşüncelerimi bitince yazarım sana. Sevgiler kızım :))

      Sil
    3. Yaaa nasıl mutlu oldum anlatamam :))) İnşallah seversiniz :)) Bekliyorum değerli yorumunuzu. Bu arada beni mimlemiştiniz, yapacağım inşallah pazar ya da pazartesi. Unuttum sanmayın, bu ara yoğunum biraz sadece :)) Sevgilerimle Ece Abla :))

      Sil
  4. Bu nasıl bir yorunlamadır 😃 edebi dilin en hoş örneklerinden biri olmus.Bir kitap daha nasıl güzel anlatılabilirdi ki 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa çok teşekkür ederim :))) İnanın bana göre hak eden bir kitap. Sabırla okunmalı, acıyla sınayıp tatlı bir öğreti sunuyor insana kitap...

      Sil
  5. Ben de okuyayım bakalım nasıl olacakmışş..🤗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel olur inşallah :))) Okursanız yorumunuzu da merak ediyorum...Sevgiler :)))

      Sil
  6. Bir iki blogda daha denk gelmiştim bu kitaba. İnan çok güzel anlatmışsın. Bir merak uyandı şimdi :) Not alayım o zaman okuyacağım ❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende şimdi acaba o bloglar nasıl yorumlamış merak ettim :)) Çok teşekkür ederim güzel anlatabildiysem...İnşallah okursun, sabırla okunması gereken bir kitap :))) Sevgiler :))

      Sil
  7. Ne kadar güzel anlatmışsınız öyle 😊 okuma listeme ekledim bende okumak isterim mutlaka

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, yazarımız öyle naif ve güzel anlatmış ki; bizim ki yazının büyüsünden yazmak sadece. İnşallah okursanız, yorumunuzu da beklerim. Sevgilerimle :)))

      Sil
  8. Yıllar var ki kütüphanemde öylece bekliyor kitap. Bu tanıtımdan sonra artık okusam iyi olacak. Bazı kitapların bende bahtsızlığı vardır. Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk bunlardan biri. Elif Şafak'ın Aşk romanı bunlardan biri. Nazan Bekiroğlu'nun Nar Ağacı bunlardan biri. Sanırım ben herkesin okuduğu eserleri okumayı sevmiyorum. :)
    Bu eserden başlayıp saydığım kitapları okusam iyi olacak. Ertele ertele nereye kadar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitapları okumamak kitapların değil de bizim bahtsızlığımız zannımca. Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk herkesin okuduğu kitaplardan değil ama olsun isterdim. Elif Şafak'ın Aşk kitabı onlardan biri, herkesin okuduğu kitaplardan. Yorumunuz için teşekkürler...

      Sil
  9. Bu kitabı okumak için yeterli doneleri aldım sizden. Yazar gerçekten de etkileyici olabilir ama kitabı anlatmanız da bir o kadar güzeldi. Tavsiye edilecekse bu kadar etkilenilmeli zaten. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorumunuz için. Farklı bir kitap olmuş, bir insanı konuşturmak yerine bir kitabın gözünden anlatmış bizleri. Sabırla okunup, ders alınması gereken bir kitap. İnanıyorum ki bir zamanı yok, tüm zamanlara yazılmış...

      Sil
  10. Cafe Tigrisin blog keşif etkinliğinden geliyorum ve sizi takibe aldım. Bana da beklerim muhakkak.

    www.nilgunozenaydin.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoş gelmişsiniz :)) Ve kusuruma bakmayın geç cevap verebildim ama bir sınav nedeniyle yoğundum. Blogunuzu ziyaret edeceğim. Sevgilerimle :))

      Sil
  11. Böylesi bir kitap böylesi güzel yorumları gerçekten hak ediyor. Yureginize sağlık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizde okudunuz demek çok mutlu oldum. Hem okumanıza hem de sevmenize:)) Hani yabancı bir yere gittiğiniz de bir tanıdığı gördüğümüz zaman ki bir his vardır ya öyle hissetim işte :)) Çünkü gelen yorumlarda okuyan yoktu. Ya böyle güzel kitaplar olunca istiyorum ki herkes okusun. Kaliteli, işini hakkıyla yapan, rant kaygısı gütmeyen yazarlarımız hakkettikleri değeri görsün. Teşekkür ederim yorumunuz için sevgilerimle...:)))

      Sil
  12. kitabı ne güzel yorumlamışsın, zevkle okudum.
    sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Kitap güzel olunca yazdırıyor kaleme, Sevgilerimle...:)))

      Sil
  13. İskender pala çok severim. Bu kitabı lise de imza gününde almıştım. Sonra ben de iskender pala hayranlığı başladı. Herkese tavsiye ederim ben de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hayran olmamak elde mi :)) Aynı duyguları paylaşmak güzel, Sevgilerimle :)))

      Sil
  14. Güzel bir kitap ancak bu kadar güzel yorumlanabilir.Kaleminize sağlık.Sizi yeni keşfettim ve takibe aldım.Peşinizdeyim.😃Bu arada bize de beklerim.http://burasihayalkahvesi.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş gelmişsiniz. Mutlaka uğrayacağım, yorumunuz için teşekkürler. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

#Mim Hayaller hayaller!

Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)

Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali.   "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,can kenarı olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu.   Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi?   İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık kumsallara. Tanıdık bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun" yazıyordu. Rakım, nüfus, km... bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun t…