Ana içeriğe atla

Tarih Nefes Alır Hissedin...

 
 
  Bir Sela Okunur, Bir Millet Uyanır, Tarih Tekrar Yazılır...
  Destanın Adı "15 Temmuz"
 
  Sırlı geceler vardır, kendini duyurmak isteyen. O gecelerin güneşi başkadır, insanı başka. Sırlı geceler açmak ister sırrını, dolmak ister kulaklara, yazılmak ister tarihe. O geceler kan olup aksa da, gözyaşıyla yıkansa da, "Dur" der tarihe "Ben geldim." der. "Yaz beni destanlar arasına, kat beni şehitlerin şanına." Ve ekler "Duy Beni..."
  Öyle bir geceye uyandık ki biz, tahayyül etmesi zor. Korku değildi bizimki; tarihi yeniden yazmanın kahramanlığı ve heyecanıydı sadece. Vurup tarihin kapısına "Yaz bu zaferi de sayfalarına" demekti. "Öyle bir milletiz ki damarlarında akan kan deli, ruhu özgür, inancı sağlam." duyur bunu dünyaya, hatırlat cihana demekti.
  Gece utandı karanlığından, insan utanmadı karanlık kuyusundan. Gökyüzü bu kadar kötü insana kubbe olmak istemedi de, nasıl kötüler gökyüzünü mesken tuttu.
  Toprak bağrında acıyla çatlarcasına ağladı; analar, babalar, evlatlar, toprağa düştü. Toprak aldığı kahramanı geri verdi bu millete hiç  hesap edemediler bunu. Aşkları düştü yaktı toprağı, sonsuz oldu aslında sevdaları hesap edemediler. Gökler korur bu milleti, göklerdeki orduyu hesap edemediler.
  Bizi hatırlamak isteyenlere, bizler Hamdolsun o gece hatırlattık kendimizi. Şehidim hakkını helâl et; ne sana yaraşacak insanım, ne sana yaraşır yazdıklarım. Beni tanımadan benim için içtin şehadet şerbetini. Affet beni...
  Ve o gece sabah oldu. Çünkü kararların üstünde bir karar vardı. Göklerin asıl sahibi vardı. Gecenin sahibi vardı. Tendeki canın sahibi vardı. Al bayrağın asıl sahibi vardı. Tekbirlerin sahibi, bu milleti muzaffer eyledi...
  Çünkü yenilmez olan İmandır. Rabbim'in izniyle de yenilmeyecek. Ve bizlere inancımıza yakışmak düşer...
  "Vatan Sevgisi"nin üstünde bir ideoloji, siyaset, politika olmaz. Eğer bu çemberde birleşemiyorsak sevgimizde bir sorun var demektir. Eğer "Vatan Sevgisi" birleştiremiyorsa bizi, ayrılığın karanlığına düşmüşüz demektir. Çünkü gerçek sevgi hesapsız olur.
  O gece evine dönmemek üzere, sokağa çıkanların sevgisine bakmalı ve sevgimizi sorgulamalıyız. Ne kadarız demeliyiz...
  Ne deyim, ne yazayım... Benim aciz kalemim; böyle şanlı bir geceye, şanlı bir millete ne kelam etsin. Ne yazsam yaraşamam onun şanına.
  Rabbim minareleri ezansız, gök kubbeyi al bayraksız, milletimi vatansız, vatanımı devletsiz ve bizleri inançsız bırakmasın.
  Çünkü öylesine akmadı kanlar, öylesine okunmadı selalar, öylesine değildi bu yazılan destan. Öyle bir milletti ki bu millet gece vatanını kurtarıp sabah işine gitti. Vatan borcunu ödeyip, devletine hizmet etmek için işine gitti.
  Ne deyim aşık olunası bir tarihe sahibiz ve tarihin aşık olduğu kahramanlıklara. Tarih tanır bizi dedelerimizden, geçmişimizden ve unutmayacak geçmişine yakışır torunlarından, bugününden...
  Geçmişimden bu günüme; vatanım, bayrağım, ezanım, inancım için; şehit olan, çalışan, çabalayan, yazan, yaşayan herkesten Allah razı olsun... Benim yoktur ama varsa hakkım helâl olsun... Şehidim asıl sen hakkını helâl et bu biçareye...
  15 Temmuz gecesi Selalar bu milleti uyandırdı ve bir tarih yazıldı. Eğer uyanmayan varsa hâlâ ruhu için okunacak seladan önce kalplerine bir sela okusunlar. Çünkü kalplerin uyanması gerek, gözlerden önce kalplerin görmesi gerek. Çünkü bu kalbe "Vatan Sevgisi" bu vatana vatanını seven millet gerek...
  Vatanımızı sevelim diğer sorunları sevgimiz çemberinde çözeriz zaten... Şehitlerime sonsuz saygı ve dualarımla...
 
  A.Z.Yazar   
 

Yorumlar

  1. Canı gönülden katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ne güzel aynı hisleri paylaştığımız insanların olması. İsterdim ki daha bir çok insan "Canı gönülden katılıyorum." diye yorum yapsın. Bunu yazım okunsun yorum alsın diye demiyorum. Sadece böyle olsa insanlara olan inancım artardı. Böyle olması umudumu ve inancımı azaltmadı ama daha da kuvvetlendirdi. Yorumunuz benim için değerliydi tekrar teşekkür ederim...

      Sil
  2. O gece acil görevli olarak çağırıldık. Hemen hazırlanıp yola koyuldum. Ağlaya ağlaya isyerine vardım. Neden ağladım kucağın bebelerle analar, yaşlı dedeler niniler, koltuk değnekli kahramanlar gördüm. Anladım ki Osmanlı torunları, Çanakkale ruhu ölmemiş Elhamdülillah. Yayınızı beğendim. Yazınız bana ben osmanlıyım şiirini çağrıştırdı youtube'den dinlemenizi tavsiye ederim. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiiri dinledim gerçekten çok güzel bir şiir. Bu ruh ölmesin, bizim neslimize bıraktığımız en güzel miras. Tavsiyeniz ve yorumunuz için teşekkür ederim...

      Sil
  3. "Vatan Sevgisi"nin üstünde bir ideoloji, siyaset, politika olmaz.
    Kilit cümle Büşracım. Yazını okurken tüylerim dikeldi resmen. Bayıldım.. Bu kadar güzel bir yazıya da böyle az yorum gelmesi üzdü beni gerçekten.. Kalemin hep şifa bulsun..Sevgiler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım. Zaten asıl mesele aynı hisleri paylaşmamız değil mi? Evet kalemimiz şifa bulsun ve kalplere şifa olsun. Sevgilerimle...:)))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

#Mim Hayaller hayaller!

Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)

Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali.   "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,can kenarı olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu.   Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi?   İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık kumsallara. Tanıdık bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun" yazıyordu. Rakım, nüfus, km... bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun t…